Ana sayfa yap HOŞGELDİNİZ http//gnlsohbetleri.blogcu.com HOŞGELDİNİZ"
GÖNÜL SOHBETLERİ

GÖNÜL SOHBETLERİ

İMAN VE KUR'AN IŞIĞINDA GÜZELİ PAYLAŞMAK

Google


foto resim albüm - fotoğraf yükle

köy ve tefekkür

1/4/2008
Kategori: denemelerim

                                  

                                       

                                TEFEKKÜR

      Köy herkez için bir başka güzeldir.Kimisi için yaylada içilen bir bardak ayranın tadıdır, kimisi için sıcacık bazlamanın üzerine sürülen tere yağın kokusunda tüter buram buram.Bazen bir dağ soluğu, bazen akan bir deredir.

      Bence köy; dinimizin en güzel yaşanacağı tefekkür alemidir. Tabi iş hırsından tefekküre vakit bulabilen olursa. Öyle ki işten arta kalan zamanda kılınan namazlar, sohbet ortamlarında en son akla gelipte yalan yanlış, kulaktan duyma islami bilgilerle doldurulan zamanlar v.s. Peki neden tefekkür alemi diyorum? Aklımızı kurcalayan bu sorunun cevabını bulabilmek için köyde geçen bir günün muhasebesini yapalım.

    Sabahın erken  saatlerinde, namaz sonrası  tarlaya gitmek için hazırlık başlar. Köylerde mezarlıklar yol kenarında olduğu için hemen herkes tarlaya giderken mezarlıktan geçer. Bir fatihayı şerife  okunur, insan ölümü hatırlar, sekaratülmevt halini düşünür; o düşünceyle tövbeye gelmemek mümkün değildir.Ölüm korkusundan ziyade Hz. Allah’ın rızasını kazanamamak titretir bedenleri. Hani şair diyor ya!

      Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda

      Verilmemiş  hesabın korkusuyla

      Sana  geldim, ayaklarına kapanmaya geldim,

      Af dilemeye geldim.Affa layık olmasam da

   Bu düşünceler içerisinde bir süre daha yürüdükten sonra tarlaya girilir, çalışma başlar.Henüz sabah serinliği olduğu için pek bir şey anlaşılmaz fakat saat on bire yaklaştı mı güneş yakıp kavurmaya başlar. Öyle ki hayatın geçici zevkleri arasında unutulan mahşeri hatırlatır. Güneşin bir mızrak boyu alçalıp;beyinlerin fokurdamaya başladığı anın telaşı  dalgalanır düşünce ufuklarımızda.Ömür  muhasebesi  yapılır, dil tekrar dönmeye başlar tövbe istiğfarla.Allah rızası için ibadet edebilme  tutkusu sarar benliğimizi.....

     Hele birde büyüklerimiz gelip de çalışma alanımızı kontrol ettiğinde, küçük bir kusuru yüzümüze  vurur ne bu hal derse ; ne yani beceremedik mi diyecektik. O anki utancımızla yüzümüz kızaracak sesimiz çıkmayacaktı belki de. Peki hiç  hesap  edip  düşündük mü? Ruz-i   mahşerde  hesaplar  ortaya  döküldüğü  zaman  Yüceler  yücesi  olan  Rabbimiz;

   -Ben  size  her  türlü  ni’meti   verdim  akıl  verdim , eşref-i mahlukat  olarak yarattım, her  türlü  imkanı  sağladım  öyleyse  bu  günahlar  ne  diye  derse  ,o  anki pişmanlığın  utancın  tarifi  olabilir mi.O  anda yer , bin  kat  yarılsa da içine girsek kurtulabilecek miyiz bu utançtan.....?

    Ya tarlanın önünde akan çay; daha bir yıl öncesine  kadar doğduğumuzda elimize verilen amel defteri kadar tertemiz ve pırıl pırıl  değilmiydi. Ya şimdi...Ya şimdi .. !!!!!!!!!!...                             

                                                           MUHABBET

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

annemi istiyorum

31/3/2008
Kategori: denemelerim

                                ANNEMİ   İSTİYORUM

        Soğuk bir kış günüydü, camdan dışarıyı       seyrediyordum.Mecburiyet karşısında dışarı çıkanlar      haricinde kimseler yoktu. Üşümüş çocuklar annelerine sarılmış titreyerek yürüyorlardı.Öyle ki  afacanlık yapmaya  bile güçleri kalmamıştı.

       Bütün bunlar işin görünen yüzüydü.Oysa ki görünmeyen tarafı  bu kadar hazin değildi.Neden mi? Evet titriyorlardı ama onları sevgileriyle ısıtacak, düştüğünde  elinden tutup kaldıracak,geceleri korkarak uyandıklarında koşup sarılacak anneleri vardı.Şefkatle açılmış kanadı altına sığındıkları birde babaları vardı.O minicik beyinler bütün bunları idrak edebilse; ne kadar büyük bir hazineye sahip olduklarını anlayabilselerdi üşüdük diye ağlarlar mıydı hiç…..

    Bu gördüklerim bana geçenlerde gözyaşları içinde seyrettiğim küçük ONURU hatırlattı.Güneşin kavurucu sıcağında bir apartman gölgesine oturmuş ,mahzun gözlerle etrafı seyrediyordu. 

    Bakışlarında  korkulu bir bekleyiş vardı.Ailelerinin ellerini tutan çocukları seyrettiğine göre; yetim veya öksüz olabileceğini düşündüm.Düşüncem fazla sürmedi,az ilerde çocuğa doğru koşan hanımı gördüm.Çok hırçın ve öfkeliydi,avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

-          Aptal çocuk sen neredesin?Neden işinin başında değilsin?

 Çocuğun korkusu bir kat daha artmıştı. Başını ellerinin arasına saklayarak; titrek bir sesle,

  -Ne olur anneciğim yapmak istemiyorum.

  -Nedenmiş o ,başka çocuklar yapıyor ya!

  -Anneciğim ben ALLAHIN emrine karşı gelmek istemiyorum.

Bu arada çocukla tekrar bakışlarda buluştuk.sadece gözler konuşuyordu.

   -Annen mi?

 -          Evet.

  -          Üvey mi

  -          Hayır öz,  fakat her sözü ateşten bir köz.

  -          Ne istiyor ki senden böyle korkuyorsun.

  -          Daha iyi yaşamak adına çalıp çırpmamı, el açıp dilenerek kula kul olmamı istiyor.Hırsız olmak,haram yemek,rızkımı Allah’tan gayrısından beklemek  hayır, hayır yapamam. Hz Allah’a karşı gelemem.....

Nasıl olur da bir anne yavrusundan böyle bir şey ister aklım almıyor.

    Zenginlik içinde yüzüp de; çocuk hasretiyle yanıp acı çeken  onca aile varken, elindeki çocuk servetinin  değerini hiçe sayan bir anne....

     Tekrar Onura dönerek hayranlıkla baktım o masum yüze. Böyle bir ailede bu kadar güzel duygularla yetişmek gerçekten takdire şayan bir durumdu.

 Söyleyecek ,teselli edecek kelimeleri bulmakta güçlük çekiyordum. Sadece

  - Sakın! Onur  sakın!  Asla inandığın değerlerden vazgeçme. Sen ki Allah rızası için çabalarken  o yüce   yaratan  seni yalnız bırakır mı hiç.

  -Haklısın teyze ben ALLAH’ın   rızasını kazanmak istiyorum.Birde; birde beni sevgisiyle ısıtacak, haramı helali öğretecek, elinden güvenle tutabileceğim ANNEMİ! ANNEMİ !ANNEMİ İSTİYORUM.

   Küçük çocuğun son sözleriydi bunlar,daha fazla dayanamadı hıçkırıklara boğularak olduğu yere yığılıp kaldı.....   

                                                             MUHABBET

 

 

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

acı ama gerçek

19/2/2008
Kategori: denemelerim

 

                   HAZİN  BİR  RÖPORTAJ

       Değerli misafirlerim; şimdi yapacağımız küçük bir röportajda Avrupa    gençliğinin kancasına    takılan, dinini sadece kimliklerden tanıyan Türk gençliğinin dramını anlatmaya  ve siz güzel insanların yorumlarına  sunmaya çalışacağız.

---------------------------&&&&&&&&&------------------------

    Yolda giden bir gence yazarımız sorar;

-         Dinin ne?

Genç bu soruya anlam veremez ve öfkelenir!

-Yaşadığım ülke Türkiye..

Yazarımız tekrar sorar;

-Uyruğunu sormadım.Dinin ne?

     Bir süre sessizlik olur;Nihayet genç  cevap verme

    lütfünde   bulunur.  

      -Müslüman’ım!

      Der fakat hamd etmeyi unutur.Yazarımız biraz çekingen

      biraz meraklı bir    tavırla

      -Af edersiniz vaktinizi alıyorum, bir iki sorum daha var 

     hemen   gidiyorum.

     Gencin öfkesi yatışır; gülerek

-         Nasıl olsa soracaksınız,sizi dinliyorum..

-         Müslüman’ım dediniz de cevabınız güzel.Neye dayanarak söylediniz  biraz açıklar mısınız?

-         Gençte cevap hazır; aklınca bizimkini   yıldıracak.

Hemen çıkarır kimliğini nezaket dalgasıyla uzatır!

-Buyurun bey efendi kendiniz bakın. İslam kelimesini

dikkate alın.

-İslam dini hakkında ne biliyorsunuz?

-En son ve en güzel din, geniş kapsamlı

olduğunu söylüyorlar.

     -Bu söylentilere gerçekten inanıyor musunuz?

               -Elbette inanıyorum; neden şaşırdınız?

               -Tuhaf şey doğrusu inanıyorum dediniz.

               Fakat az önce örnek istedğimde  iki  santimi

               aşmayan “İSLAM” yazısını gösterdiniz!.

               Genç şaşkın bir vaziyette ….

                -  Ne demek istediğinizi anlayamadım.

                Açıklar mısınız.

                - Tabii güzel kardeşim.Şimdi beni iyi dinleyin.

                - Şayet sizler “İSLAM” kelimesini kimliğinize

                 değil de   kalbinize yazabilseydiniz, beni

                 anlamakta  güçlük çekmezdiniz.

              

                    Ne acı bir  durumdur ki  dinimizi

              kimliklerinizden tanır  beş   harften

                ibaret  sanırsınız. Oysa bu din kainat üzerine

                yazılmış.Ne var ki sizler  bunu anlayamazsınız.

                 

                 Genç mahcup ve boş gözlerle

               -Anladım beni mat ettiniz.Sizi tebrik ederim

               güzel bir ders verdiniz.

                Genç misafirlere  dönerek;

-         Şimdiye kadar yazar bana sordu ve

sizlerinde çekmeniz gereken sıkıntıyı 

ben çektim.

              Şimdi  ben hepinize soruyorum!!

               Sizde  vicdanlarınıza sorun..

              -Gelişi güzel  bir hayat yaşıyorsak, dinimizden

               uzak kalmışsak,meta   aşkını; 

               Mevla aşkının üzerinde tutmuşsak 

                bütün bu   vurdumduymazlığın suçlusu

                sadece,sadece    biz gençler miyiz.?   Muhabbet

                   

                      

 

                                         

 

 

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

paylaşmak zor mu?

7/2/2008
Kategori: denemelerim

       PAYLAŞMAK  ZOR MU

       Sevgi nedir?

    Durun! Hemen cevap vermeyin.Derinlemesine düşünelim! Sevgi topraksa;  işlenmek ister,tohumsa; ekilmek,fidansa; sulanmak,çiçekse; koklanmak ister.Hepsi bir yana sevgi insanın içinde kopan fırtınaysa; paylaşılmak ister.Nasıl ki dertler paylaştıkça azalırsa, güzellikler ve  sevgilerde  paylaşıldıkça artar.İnsanın içine hapis olmuş sevgiler sahibine eziyetten başka bir şey değildir.

     Toplumda öyle bir kalıplaşma var ki;anne, baba,kardeş, evlat, erkeğin hanımını, hanımın kocasını sevmesi doğal sevgilerdir. Onun haricindeki sevgiler asla destek  bulamamakta hatta suç olarak görülmektedir.Bu düşünce bana çok saçma geliyor. Bence her sevginin kendine özgü bir güzelliği ve bedeli vardır.Arkadaş sevgisi; kimi zamanlarda çiçeğe verilen can suyu gibidir.Hiç kimseye anlatamadığın duygularını  onunla paylaşabiliyorsan, güvenebiliyorsan  işte dünyanın en güzel hazinesi senin demektir.

     Şimdi tekrar soruyorum.

    - Böylesine güzel bir hazineyi paylaşmak zor mu?......

                                                                  Muhabbet   07 02 2008

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

iç muhasebe

5/2/2008
Kategori: denemelerim

 

                                 MUHASEBE

       Evet güzel bir muhasebe yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.Umarım  sizlerde benim gibi düşünüyorsunuzdur.Etrafıma bakınıyorum da şu kainattaki düzen, okunan ezan-ı şerifler,okundukça ufkumuzu aydınlatan ve içimizi ısıtan Kuran-ı Kerim vs…..Tarifi imkansız güzelliklerle bezenmiş dört bir yanımız.

      Keşke bu güzelliğin değerini tam manasıyla anlayabilsek de, bize sunulan bu imkanların hakkını vererek yaşayabilsek. Ne güzel olurdu.!

        Kopan her takvim yaprağı sermayeden harcanıyor.bunları bilebile pervasızca harcadığımız saatlerin hatta günlerin nasıl bir hesabı olur düşüncesi bile ürkütücü!!!...     

       Şunu da çok iyi biliyoruz ki ; ne  yaparsak yapalım kaçınılmaz sona her saniye biraz daha yaklaşıyoruz.Öyleyse bu  kaçış niye?.!!Yaşantımıza şöyle bir bakalım. Yaptığımız onca hataya  rağmen RABBİMİZ hep rahmetiyle muamele etmiyor mu?İnkar edemeyeceğimiz bu gerçekleri  daha  fazla suiistimal etmeye hakkımız yoktur.

Ekmeden biçmek, vermeden almak olur mu ?

Güzel çirkinden ayrılmazsa bu adalet olur mu?  Muhabbet          

                                                           

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

elimizden kayanlar

4/2/2008
Kategori: denemelerim

DÜNYA DÖNERKEN

    Merhaba bugün 4 şubat 2008 saat 23:30 Saatler nasıl geçiyor,  günler ne çabuk akıp gidiyor anlayamıyorum.Hayatımız kontrolden çıkmış direksiyon gibi. Biz onu değil o bizi sürüklüyor. Şairin söylediği gibi; 

 

         BIRAKIRSAN BİZİ BİZE;

         GÖRÜYORSUN NE HALDEYİZ,

         KİMLER DÜŞTÜ GÖNLÜMÜZE,

         GÖRÜYORSUN NE HALDEYİZ.

 

         RAST GELENDEN TEKME TOKAT

         ZİLLET ARŞA ÇIKTI  KAT KAT !!

         SÖZDE MÜSLÜMANIZ, FAKAT !

         GÖRÜYORSUN NE HALDEYİZ..

      

   Saatler yine 60 dakika,günler yine 24 saat. Öyleyse kısalan ne?!Sanırım kısalan bizim yaşam anlayışımız.
 Bütün günümüz yatıp
kalkıp,yiyip içmekle ,
nefse hizmet etmekle  geçiyor.Bu kısır
döngü içinde sürüp giden hal ve hareketlerimizi düzeltmediğimiz sürece; günlerin bereketini de anlayamayız.Bu inkar edemeyeceğimiz gerçekleri anlamak ve aşmak zorundayız...

ALLAH’IM BİZLERİ NEFSİMİZE ESİR
OLMAKTAN KURTAR.
Biz sana muhtacız!.
Elimizden tut ALLAHIM.   
                                        Muhabbet
    

                                                                                                                                                                             

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

<%EntryTitle%>

<%EntryDate%>
Kategori: <%EntryCategory%>

<%EntryBody%>

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
<%EntryCommentCount%> yorum yazilmistir

<%CommentDate%> - <%CommentTitle%>

Yazan: <%CommentAuthor%> <%CommentAuthorIP%>
<%CommentBody%>
Bağlanti :: Düzenle :: Sil

GÜLE GÜLE http//gnlsohbetleri.blogcu.com ZİYARETİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ"

http://gnlsohbetleri.blogcu.com