Ana sayfa yap HOŞGELDİNİZ http//gnlsohbetleri.blogcu.com HOŞGELDİNİZ"
GÖNÜL SOHBETLERİ

GÖNÜL SOHBETLERİ

İMAN VE KUR'AN IŞIĞINDA GÜZELİ PAYLAŞMAK

Google


foto resim albüm - fotoğraf yükle

NEDEN AFFETMELİYİZ

24/8/2009
Kategori: sohbet



ffeAFFETMENİNtmeninAffetmeaan     aa

                     AFFETMENİN  GÜZELLİĞİ
       
Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: "Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?" Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. "O zaman" der öğretmen. "Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin" Öğrenciler bunu da yaparlar. "Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!" Öğrenciler , bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarını üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen: "Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun." Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:
     "Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? hep yanınızda olacaklar." Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar: "Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor." "Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık." "Hem sıkıldık, hem yorulduk?"
    Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir: "Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

MUHSİN YAZICIOĞLUNUN İBRET DOLU SON SÖZLERİ

3/4/2009
Kategori: sohbet

,

MUHSİN YAZICIOĞLUNUN 
İBRET  DOLU SON SÖZLERİ

   “Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok. Yani, ruh bir saniyeliktir. Küf dedi mi gitti. Bunun da nerede geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil. Bir saniyenize bile hakim değilsiniz. Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz. Allah’ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim. Allah’ın izniyle, olsak da milletle olacağız. Olmasak da, milletle olmayacağız. Yarın ahirette Allah, bize ‘Niye iktidar olmadın’ diye sormayacak. Sorsa da ‘Vermediniz’ diyeceğiz.”
    

  "Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum.

Muhsin YAZICIOĞLU

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

SUSMAK ÇARE İSE EĞER

16/1/2009
Kategori: sohbet



               
SUSMAK ÇARE İSE EĞER !!

   "Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.
Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak..
Tarih sussa, hakikat susmayacak.
     Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
Hâlbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar,
Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar.
Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar."
                                      Sezai KARAKOÇ

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

İSRAİLLİ BİR PİLOTUN DİLİNDEN

15/1/2009
Kategori: sohbet

                    
 
  İSRAİLLİ     BİR   PİLOTUN    DİLİNDEN

İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği operasyona katılan bir İsrail askeri, kendilerine önlerine gelen her şeyi, soru sormadan vurma emri verildiğini söyleyerek, “Verdiğimiz zararı hayal edemezsiniz” dedi.

    İngiliz The Times gazetesinin görüştüğü İsrailli Teğmen Alon, Cebaliye mülteci kampına operasyon düzenleyen birlikte görev yaptığını belirterek, “Benim iki kardeşim de Gazze’de muharip güçlerin içinde yer aldı.

    Ama bu seferki operasyonun Filistinlilere karşı savaşta girdiğimiz en sert yol olduğunu söyleyebilirim” dedi. Soyadı açıklanmayan Alon, “Şu anda her şeye düşman gibi yaklaşıyoruz. Bize işi şansa bırakmamamız, soru sormaktansa ateş açmamız söylendi” diye konuştu.

     Alon, Gazze’de gördüğü manzarayı da şöyle anlattı: “Yalnızca birkaç haftadır orada olduğumuz anlaşılmıyordu. Her şey yıkılmıştı. Sanki orayı yıllardır bombalıyorduk. Verdiğimiz zararı hayal edemezsiniz” dedi. Ancak Alon, sivillere zarar vermemeye çalıştıklarını da söyledi.

     AP ajansının görüştüğü İsrailli Apache pilotu Yüzbaşı Orr ise, sivillerin ölmesini engellemek için kendisine verilen bazı görevleri yerine getirmediğini anlattı.

     Tam adını açıklamayan ve kaskının vizörü inik halde fotoğraf çektiren 25 yaşındaki Orr, operasyonlar sırasında en gurur duyduğu hareketinin, sivillere zarar vermemek için hedefleri vurmaktan vazgeçmesi olduğunu söyledi. Yüşbaşı Orr, “Hatırladığım birinde, hedefe kilitlendiğimde, hedef çaprazında bir çocuk gördüm ve füzeyi başka noktaya yönlendirdim” dedi.

                           ALINTI 
http://www.haberalemi.net/75245_Israilli -Pilot-Dehset  Anlarini Anlatiyor.htm

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

ANNE ADAYLARI DİKKAT! BİR CENİN’İN GÜNLÜĞÜ

12/12/2008
Kategori: sohbet



                 
    BİR  CENİN’İN GÜNLÜĞÜ

5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.
 
19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.
 
23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı. Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim; Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya; Hem sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!
 
27 Ekim: Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak. Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne?
 
2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.
 
12 Kasım: Ah evet; Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için sabırsızlanıyorum.
 
20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.. Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının arasında olacağım;
 
25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım..
 
10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük burnum, dudaklarım ve yanağım var; Anneme benziyorum galiba;
 
13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun. Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim, babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız;. Mutlu olacağız. Gülüşeceğiz..
 
24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun? Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı; Hiç duymadığım bir şey bu; Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım, yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka; Beni koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?
 
28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun. Benimle niye konuşmuyorsun anne? Anne; Anne; Anneciğim; Yüzümde soğuk bir şey hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap; Anne; Kolumu çekiyorlar anne; Canım yanıyor anne... Anne; Ayaklarımı parçalıyor bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne; Anne kalbimi parçalıyorlar; Anneciğim  Anne Anne An; Ah!
 
Kürtajınız tamamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun!
 
                                                                                
Senai Demirci

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

AİLEDE SORUMLULUKLAR

28/11/2008
Kategori: sohbet


             




            
           AİLEDE SORUMLULUKLAR

     Evli Erkekler İçin Önemli  Konular
   Nafaka: Evli erkek, imkanları nisbetinde eşinin ve çocuklarının maddi ihtiyaçlarını karşılamakla, helal nafaka sağlamakla mükelleftir. Nafaka, yeme-içme, mesken, giyim gibi zaruri ihtiyaçlardır.
  
İyi geçinme:
Erkek, hanımına karşı güler yüzlü, tatlı sözlü, iyi huylu olmalıdır. Kadını incitecek yersiz davranışlardan, kaba tavırlardan sakınmalıdır.
   Sevgi ve bağlılık:
Erkek, eşine karşı olan sevgisinde cömert olmalıdır. Ona karşı öyle samimi olmalı ki, kadın herkesten daha çok sevildiğini hissetsin. Ancak bu, her isteğini yerine getirmek anlamında değildir. Bazı istekler elbette gerçekleşmeyebilir.
  
Sohbet:
Şartlar elverdikçe hanımıyla sohbet ve şakalar yapıp neşeli vakitler geçirmeyi sağlamak evliliğin tabii ihtiyaçlarındandır.
  
Nezaket:
Kadın, eşi tarafından beğenilmeyi ister. Şaka dahi olsa kadın kötülenmemeli. Lüzumu yokken tenkit edilmemeli. Kadına değer verilmeli. Sık sık yaptıklarını takdir etmeli.
  
Sabır:
Erkek, eşinin bazı hatalı sözleri ve davranışlarına karşı hemen öfkelenmemeli. Sinirlenip bağırmamalı. Kadın sinirlenmişse de, erkek sükûnetini korumalı.
  
Tedbir:
Erkek, ailede kavga çıkarmaktan ve kadını dövmekten sakınmalı. Evlilik hayatının selameti için herkes çeşitli tedbirler alır. Fakat, basit kusurlar için kadını azarlamak yersizdir.
   Hoşgörü:
Eşinin bazı kusurlarını görmezden gelmeli. Olağan bir kusurdan dolayı da bir-iki günden fazla dargın durmamalı. Erkek, bazen de kusuru kendinde aramalı.
  
Yardım:
Dışarıya dönük işler erkek tarafından görülmeli. Ev işlerinde de kadına yardımcı olmalı. Evdeki düzen ve temizliğe dikkat etmeli.
  
Eve bağlılık:
Kadının hoşlandığı erkek, evine bağlı olan erkektir. Erkek, geceleri ihtiyaçtan fazla dışarıda kalmayıp evine dönmeli. İnsan aradığı saadeti, ancak evinde bulabilir.
  
Evli Kadınlar İçin Önemli Konular
   Güleryüz: Kadın, erkeğine karşı güler yüzlü, tatlı sözlü olmaya çalışmalı. Kocasının iyiliklerine karşı teşekkür etmek de, güzel bir nezaket halidir.
  
İtaat:
Kadın, eşinin meşru isteklerine itaat etmeli, sözlerini dinlemeli. Ancak haram işlemeye ve farzın terkine yönelik yersiz bir istek karşısında kimseye itaat gerekmez.
  
Ev idaresi:
Ev idaresinde kadın lüks ve israftan kaçınmalı. Evdeki eşyaları temiz ve idareli kullanmalı. Ev masraflarında kadının savurganlığı iyi değildir. Tutumlu olması gerekir. Buna dikkat etmeyen aileler sıkıntıya düşerler.
  
İzin almak:
Eşinden izinsiz ve lüzumsuz dışarılarda gezmekten kaçınmalıdır. Ancak ana-baba ve yakın akrabalar, lüzum ve ihtiyaç halinde izinsiz de olsa ziyaret edilebilir.
   Süslenme:
Kadın, evindeki süs ve giyimiyle erkeğine cazip görünebilmeli. Bu süslenme faydalı ve lüzumludur. Fakat kadın, sadece eşi için süslenmeli, dışarıya karşı değil!
  
Tenkitten çekinmek:
Kadın, erkeğine karşı olur olmaz şeyler için tenkitte bulunmaktan ve ona emir verir gibi tavır almaktan sakınmalı. Hiç bir erkek, eşinin ona emir vermesinden hoşlanmaz.
  
Dedikodu:
Bağırıp çağırmaktan, gevezelik etmekten, başkalarının dedikodusunu yapmaktan kadınlar titizlikle sakınmalı. Huzursuzlukların baş sebebi dildir, bunu unutmamalı.
   Alaydan sakınmak:
Kadın, şaka dahi olsa eşi ile alay etmemeli. Ona hakarette bulunmamalı. Hele bunu başkalarının yanında asla yapmamalı. Ayrıca ikide bir kendini ve sülalesini övmekten sakınmalı.
  
Şikayetçi olmamak:
Erkek eve döndüğü zaman kadın, bir takım sıkıntı ve şikayetleri öne sürerek huzur bozmaktan sakınmalı. Ailedeki kaynana kayınbaba ile de iyi geçinmelidir.
  
Engel çıkarmamak:
Kadın, eşinin ilmi ve fikri çalışmalarına engel olmaktan sakınmalı. İlim ve fikir mesleğinde hizmet görenler, bunları evlilik hayatına feda edemezler.
  
Ailede Çocuk Terbiyesi
   Yemek adabı: Çocuklar yemekten önce ve sonra ellerini yıkamalıdır. Tabii bu büyükler için de geçerli. Yeme-içmeye “Bismillâh” ile başlayıp, sonunda “Elhamdülillâh” deme alışkanlığı kazanmalı. Sağ elle yemeli. Büyüklerden önce yemeye başlanmamalıdır.
  
Konuşma adabı:
Çocukları kaba sözlerden, ayıp laflar etmekten ve yalan söylemekten menetmeli. Onlara güzel sözleri, doğru, nazik ve edepli konuşma tarzını benimsetmeli.
  
Hürmet:
Çocuklar büyüklere saygılı olmalı. Onlar gelince ayağa kalkmalı. Gerektiğinde onlara yer vermeli. Onların yanında söz hakkı verilmeden gevezeliğe kalkışmamalı.
  
Dinî bilgi:
Çocuğa anlayacağı seviyede iman ve İslâm esasları telkin edilmeli. Dinî duyguları geliştirilip kuvvetlendirilmeli. Dinî telkin ve tebliğin en uygun dönemi 7-15 yaşları arasıdır.
  
Helâl lokma:
Ana-baba, evladına haram lokma yedirmekten sakınmalı. İhtiyaçlarını azından da olsa helâlinden temin etmeli, fazla mal için asla helâl olmayana uzanmamalı.
  
Oyun:
Çocuklar için oyun ve eğlence vaz geçilmez ihtiyaçtır. Bu unutulmamalı. Onlar toplu halde oynarken zaruret olmadıkça oyunlarını bozmamalı.
  
Arkadaşlık:
Her zaman için çocukların arkadaşlarına dikkat etmeli. Onları ahlâksız ve edepsiz kimselerle arkadaşlık etmekten korumalı, iyi çocuklarla arkadaşlığı sağlanmalı.
  
Adalet:
Ana-baba, çocuklara dönük davranış ve hediyelerde eşitliği gözetip adaletli davranmalı. Fakat onlardan biri haksızlık yapınca, bunu da dikkate almalı.
  
Örnek tavır:
Çocuğun yapmaması istenen fena hallerden ana-baba da uzak kalmalı. Yapılması istenen şeylerin büyükleri tarafından yapıldığını çocuklar da görmeli.
   Mükâfat
: Çocukta iyi davranışlar görülünce onu mükâfatlandırmalı, teşvik etmeli. Kötü halleri ise uygun lisanla ikaz edilerek  yasaklanmalı.
                                       
Ana-Baba Hakları
   Saygı: Çocuklar her zaman ana-babaya hürmet etmeli. Yanlarında saygısızlık etmemeli, onlara karşı asla bıkkınlık gösterip yüz ekşitmemeli.
   İtaat
: Evladın ana-babanın meşru tekliflerine itaati vaciptir. Yapılması haram olan şey veya farz olanın terki teklif edilirse, o isteğe uyulmaz.
   Hizmet
: Ana-babanın hizmetlerini seve seve yapmalı. Onların teklifini beklemeden yardımlarına koşmalı. Hizmette annenin hakkı önce gelir. Hürmette ise baba hakkı öndedir.
  
Güzel söz:
Ana-babaya güzel sözle, yumuşak ifadelerle hitap etmeli. Kesinlikle azarlama tarzında sert ve kalp kırıcı sözler söylememeli. Onları isimleriyle çağırmamalı.
  
İsyan etmemek:
Ana-babaya karşı gelmekten, gönüllerini kıracak davranışlardan sakınmalı. Ana-babaya isyan, hakaret, eza ve cefa haramdır. Ana-baba da hatalı davranışlarıyla, evladını isyan ve itaatsizliğe sürüklememeli.
  
Amirlik etmemek:
Ana-babasında bir kötülük ve yanlışlığa şahit olan evlat, güzel ikazla ondan vazgeçirmeye çalışmalı. Emir verircesine yüksek sesle azarlamaktan sakınmalı.
  
Sabır:
Ana-babaya itaat yolunda karşılaşılan güçlüklere tahammül gerekir. Onlar bize eziyet ve kötülük etseler dahi, biz onlara çeşitli yollarla iyilik etmeliyiz. Şüphesiz ki böyle külfetlerin zamanla büyük nimetleri görülecektir.
  
Dua almak:
Çocuklar, ana-babasının hayır duasını almalı, beddualarından korunmalı. Ana-babanın duası makbuldür. Ancak ana-baba da çocuklarına bedduadan sakınmalı.
  
Gönül almak:
Bir işe teşebbüs edilirken ana-babanın da gönlünü almalı ve rızasını kollamalı. Evlenme teşebbüsünde bulunan gençler, ana-babanın rızasını dikkate almaya çalışmalı.
  
Bağış: Vefat eden ana-baba namına hayır-hasenatta bulunup, sevabını onların ruhuna bağışlamalı. Zaman zaman kabirlerini ziyarete gitmeli. Kur’an okuyup hayır duaları etmeli.   ALINTIDIR                                                    
 
                       Yusuf Özcan
 
     semerkand dergısı mart 2001     

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

Dostluk adına Üçlü Filtre?!

28/11/2008
Kategori: sohbet


   Degerli ziyaretçilerim sanırım hayatta en çok dikkat etmemiz gereken fakat sıklıkla ihmal ettiğimiz konu; düşünmeden konuşmak. Halbu ki; beş düşünüp bir konuşsak hayat ne güzel olur değilmi. Şimdi sizleri bu konu ile ilgili güzel bir yazı ile başbaşa bırakıyorum ALLAHA EMANET OLUNUZ.                               Muhabbet

                  Üçlü Filtre?!"

Bir gün bir tanıdığı ünlü filozofa rastladı ve dedi ki;
"Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?"
"Bir dakika bekle" diye cevap verdi Sokrat.
"Bana bir şey söylemeden önce seni küçük bir
testten geçirmek istiyorum.
Buna ÜÇLÜ FİLTRE TESTİ deniyor.

"Üçlü Filtre?!"
"Doğru" diye devam etti Sokrat."Benim arkadaşım
hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre
durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir.
Birinci filtre ile başlayalım: GERÇEKLİK FİLTRESİ.

Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam
anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?"
"Hayır" dedi adam "Aslında bunu sadece duydum ve..."
"Tamam," dedi Sokrat "Demek sen bunun gerçekten
doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi ikinci filtreyi
deneyelim. Bu filtresin adı İYİLİK FİLTRESİ.
Arkadaşım hakkında bana söylemek istediğin şey
iyi bir şey mi?
"Hayır, tam tersi..."
"Öyleyse," diye devam etti Sokrat, "Onun hakkında
bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun
doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de
testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı.
Bu filtrenin adı İŞE YARARLILIK FİLTRESİ. Bana
arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey,benim işime
yarar mı?
"Doğrusunu söylemek gerekiyorsa hayır, yaramaz"
"İyi" diye yanıt verdi Sokrat, "Eğer bana
söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse
ve işe yarar, faydalı değilse bana niye söyleyesin ki?"
Bu düşünce yapısı, Sokrat`ın iyi bir filozof olmasının
ve büyük itibar görmesinin esas nedeniydi.
                                                                                                        ALINTIDIR

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

DÜRÜSTLÜK İLE İLGİLİ HİKAYE

28/11/2008
Kategori: sohbet

            LİNG’İN DÜRÜSTLÜĞÜ      

Bir zamanlar giderek yaşlanan ve arkasında bir veliaht bırakması gerektiğini anlayan Çinli bir hükümdar vardı. Vezirlerinden veya çocuklarından birisini veliaht seçmek yerine, farklı birşey yapmaya karar verdi bu hükümdar.
Ülkesindeki bütün gençleri huzuruna çağırdı ve onlara şöyle seslendi:
     "Artık tahttan çekilmemin ve yerime yeni bir hükümdar seçmemin vakti geldi. Hükümdar olarak içinizden birisini seçeceğim." Gençler bu sözleri şaşkınlıkla dinliyorlardı. Hükümdar devam etti:
    "Bugün herbirinize bir tohum vereceğim. Tek bir tohum. Ama bu çok özel bir tohum. Hepinizin evlerinize dönüp o tohumu ekmenizi, sulamanızı ve bir yıl sonra tohumdan çıkan bitkiyle geri gelmenizi istiyorum. O zaman bana getireceğiniz bitkiler hakkında hüküm verip benden sonra tahta geçecek hükümdarı seçeceğim."
Saraya çağrılanların arasında Ling isminde bir genç vardı, ve herkes gibi ona da bir tohum verildi. Ling, eve dönüp başından geçenleri heyecanla annesine anlattı. Annesi ona bir saksı ve biraz da toprak verdi. Ling, tohumu itinayla ekti, onu güneş ışığı görebileceği bir pencere kenarına koydu. Her gün saksıya su vererek bitkinin tohumun açıp açmadığını kontrol etti.
Üç hafta kadar sonra, Ling'in mahallesindeki gençlerden bazıları tohumlarının nasıl açtığını, bitkilerin nasıl büyümeye başladığını anlatmaya başladı. Ling bu sözleri duyduktan sonra her defasında eve gidip kendi tohumunu kontrol ediyordu. Gelgelelim, saksının içinde büyüyen hiçbir şey görünmüyordu. Haftalar birbirini kovaladı, ama değişen hiçbir şey olmadı.
    Bu arada, Ling'in arkadaşları ballandıra ballandıra saksılarmdaki çiçeklerden bahsediyordu hep. Ling'in ağzını ise bıçak açmıyordu, çünkü hakkında konuşacağı bir çiçeği yoktu. Elinde toprak dolu bir saksı vardı o kadar. Ve artık başarısız olduğuna inanmaya başlamıştı.
   Aradan altı ay geçti. Ling'in saksısında çiçekten eser yoktu hâlâ. Tohumunu çürüttüğüne kanaat getirmişti Ling. Başka herkesin kocaman çiçekleri, ya da ağaç fidanları olmuştu, ama onun koca bir saksısı, o kadar!
     Nihayet bir yıl tamamlandı ve ülkenin gençleri yetiştirdikleri bitkileri karar vermesi için hükümdarın huzuruna getirdiler. Ling, annesine boş bir saksıyı hükümdara götüremeyeceğini söylediyse de, annesi saksıyı götürmesini ve dürüst davranmasını öğütledi. Ling'in sıkıntıdan karnı bile ağrıdı, ama annesinin haklı olduğunu bildiğinden sözünü tuttu. Böylece, o da boş saksıyı saraya götürdü.
     Saraya ulaştığında diğer gençlerin getirdiği çeşit çeşit bitkiler karşısında hayrete düştü. Hepsi de güzel renklerde, güzel biçimlerdeydi ve nefis kokular yayıyorlardı. Birbirlerine çiçeklerini nasıl böyle güzel yetiştirdiklerini ciddi ciddi anlatan diğer gençler, Ling'in elindeki boş saksıyı görünce kahkahalarla güldüler. Birkaçı da onun durumuna üzüldü ve omzuna dokunup "Boş ver, elinden geleni yapmışsın!" dediler.
     Hükümdar gençlerin yanına geldi ve bitkileri inceledi. Bu sırada, Ling arkalara kaçıp gizlenmeye çalışıyordu. "Ne kadar da büyük ağaçlar ve çiçekler yetiştirmişsiniz öyle!" dedi hükümdar. "Bugün içinizden birisi yeni hükümdar olarak tayin edilecek."
   Birden, imparator elinde boş saksıyı tutan Ling'i gördü. Hemen, muhafızlarına onu yanına getirmelerini emretti. Ling korkudan titremeye başladı. "Hükümdar başaramadığımı gördü, herhalde beni öldürtecek!" diye düşünüyordu.
İmparator, yanına getirilen Ling'in ismini sordu, o da cevapladı. Diğer gençlerin hepsi gülmeye ve kendi aralarında Ling'le alay etmeye başladılar. Hükümdar bir el hareketiyle hepsini susturdu. Ling'i yanına aldı, sonra da kalabalığa ilan etti: "Yeni imparatorunuzu selamlayın! Adı Ling!" Ling kulaklarına inanamadı. Tohumundan tek bir filiz bile çıkmamışken nasıl imparator olabilirdi ki?
    Hükümdar konuşmasına devam etti: "Bir yıl önce herbirinize bir tohum verdim, onu ekip sulamanızı istedim ve bir yıl sonra da bana getirmenizi istedim. Ama sizlere verdiğim tohumların hepsi kaynatılmıştı ve dolayısıyla da filiz açmaları mümkün değildi. Ling hariç hepiniz bana çeşit çeşit ağaçlar, bitkiler ve çiçekler getirdiniz. Tohumunuzun büyümediğini görünce, size verdiğim tohumun yerine başka bir tohum ektiniz. İçinizden sadece Ling, kendisine verdiğim tohumun olduğu saksıyı bana getirme cesaretini ve dürüstlüğünü gösterebildi. Bu yüzden, yeni imparatorunuz o olacak."

  ALINTI

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

EŞİMİN MELEK OLMASINI İSTİYORUM

16/11/2008
Kategori: sohbet



EŞİMİN MELEK OLMASINI İSTİYORUM

"Eşim çok iyi bir insan. Ah! Şu huyu da olmasa bir melek. Amaa! O huyu beni deli ediyor." diye sızlanır kimi eşler.Eşlerinin bütün güzel hasletlerini o tek huyun arkasına hapsederler.

Beyaz sayfaya değil, üzerindeki siyah noktaya dikkat kesilirler. Dikeni görür, arasındaki gülü görmezler. Bülbülün sesine kulak tıkar, karganın "gak gak"larına bayılırlar.

Elmaslarla süslenmiş elbise giyen eşinin elbisesini takdir edip, "Ne kadar güzel, sana da çok yakışmış" demek yerine "Neden bunun bir taşı eksik?" derler.

Tıpkı bir efendinin, minarenin merdivenlerinden ta başına kadar çıkarıp, her basamakta bir hediye takdim ettiği fakir bir adamın, son basamağa geldiğinde teşekkür etmek yerine "Bu minare neden diğer minare gibi yüksek değil?" diyerek nankörlük ettiği gibi; "Neden benim eşim filan gibi değil?" diye sızlanırlar.

Eşini, dokuz güzel ahlakı varken bir kötü huyundan dolayı şikayet etmek; dokuz masumun bulunduğu bir gemi veya evi içinde bulunan bir cani yüzünden gemiyi batırmak ve evi harap etmek gibidir.

Şayet eşlerden birisinin hoş olmayan bir huyu varsa diğer eş, onun o huyunu, baskıyla ve eşi aşağılayarak değil, hoşgörüyle değiştirmeye çalışmalıdır.

Fena bir adama; "iyisin iyisin" desen, iyileşmesi ve iyi bir adama "fenasın fenasın" desen, fenalaşması herkesçe bilinen bir gerçektir.

Güzellikleri takdir etmek, kötülükleri hoşgörüyle gizlemek erdemli insanların kârıdır.

Güllerin Efendisi, hayvan leşinin yanından geçerken "aman ne fena kokuyor" diyenlere "ne kadar güzel dişleri var" diyerek, fenalık içerisinde bile bir güzellik bulunacağı dersini vermiştir.

Güzel huylu bir adamın güzel huylu olan eşine kötü bir huyundan dolayı kızıp darılmamasını, "eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa öbür huylarından memnun" olabileceğini öğütlemiştir.

Adamın biri güneş gözlüğünü gece bile gözünden çıkarmıyormuş. Gündüzleri her yeri sisli, geceyse zifîri karanlık görüyormuş.

Sürekli eşine "Neden her yer karanlık?" diye de sorduğunda eşi:

"Her yer aydınlık ama senin gözündeki kara gözlükler etrafı karanlık gösteriyor. O gözlüğü çıkar bak etrafın beyazlığını göreceksin." dediği halde adam, inat edip çıkarmıyormuş.

Bir gün beş gün en sonunda bir gün düşüp kafasını kırmış. Tabii bu arada gözlükler de parçalanmış. O zaman:

"Ohh! Be dünya varmış. Gerçekten her şey ne kadar güzel. Güneş pırıl pırıl, çayır çimen yemyeşil. Çiçekler, rengarenk." diye haykırarak kafasının acısını bile unutmuş.

Bu adam gibi bedbin olanlar, hayatı ve eşlerini hep siyah camlar arkasından seyreder. O zaman da eşlerinin güzel ahlakını bile kötü görürler.

Ta ki başlarını duvara çarptıkları zaman akılları başlarına gelerek: "Meğer hayatta neler varmış ben ne kadar basit şeylere takılıyormuşum?" deyiverirler.

Ne dersiniz düşüp kafamızı kırmadan gözümüzdeki kara gözlükleri çıkaralım mı?

"Büyüklük lâzım ise herkese hürmet et. Kimseyi kendi nefsinden fena görme, büyükler böyle yapar." diyen zatın sözlerini kulağımıza küpe yapalım mı?
                                     ALINTIDIR

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com

TEMİZLİK İLE İLGİLİ AYETİ KERİMELER

13/11/2008
Kategori: sohbet



             TEMİZLİK  İLE  İLGİLİ  AYETİ KERİMELER

        
Temizliği; beden temizliği, yiyecek-giyecek temizliği ve çevre temizliği olarak ele almak gerekir. Kur'ân-ı Kerîm'de de bu üç çeşit temizliğe işaret eden ayetler vardır.

a- Beden temizliği:

Allah Teâlâ belli durumlarda müslümanlara abdest ve boy abdesti almalarını emretmiş ve şöyle buyurmuştur:

"Ey iman edenler! Namaza durmak istediğiniz zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başınızı meshedin ve ayaklarınızı da topuklara kadar yıkayın. Eğer cünüp iseniz tam temizlenin" (el-Mâide, 5/16).

Peygamber (s.a.s)'in de hiç olmazsa haftada bir kere vücudun tamamen yıkanmasını ve her türlü kirden ve pis kokulardan arındırılmasını tavsiye ettiğini bilinmektedir. "Ona tertemiz olanlardan başkası el sürmesin.”(el-Vakıa, 56/79) ayeti de Kur'an ancak abdestli olarak ele alınabileceğini göstermektedir. Namaz kılmak, Kur'an okumak için abdest alınması, belli zaman ve durumlarda boy abdestinin alınması mecburiyetinin olması, Müslümanların, ister istemez her an temiz olmaları sonucunu ortaya çıkaracaktır. Kaldı ki, bir Müslümanın bedeninin temizlemesi sadece abdest ve boy abdesti ile sınırlı kalmaz; gerekli gördüğü her yerde yıkanmak, yemeklerden önce ve sonra kesinlikle elleri yıkamak, özellikle ağız ve diş temizliğine dikkat etmek icab eder. Peygamber efendimiz:

"Misvak kullanın, çünkü misvak ağzı temizler" (Buharî, Savm, 27);

"Eğer müminlere güçlük verecek olmasaydım, onlara her namaz için misvak kullanmayı emrederdim" (Buharî, Cumu'a 8; Müslim, Tahare, 42);

"Yemekten önce ve sonra el yıkamak yemeğe bereket getirir" (Tirmizî, Et'ime, 29) buyurmakla el, ağız ve diş temizliğine verdiği önemi göstermiştir. Bu sebeple misvak veya fırça kullanarak dişleri temizlemenin önemli bir sağlık kuralı olduğu unutulmamalıdır.

Fazla uzadıkları zaman ve bakımsız, pis bırakıldıkları zaman birer mikrop yuvası olan tırnaklarla, vücudun belli yerlerindeki kılların kesilip temizlenmesine de dikkat edilmeli, saç, sakal, bıyık her zaman taranıp düzeltilmeli ve temiz tutulmalıdır. İbadetlerle elde etmek istediğimiz gönül temizliğine giden yolun, beden temizliğinden geçtiği unutulmamalıdır.

b- Yiyecek ve giyecek temizliği:

İnsan yaşayabilmek için yer ve içer. Yiyecek ve içecekleri temiz ve helâl olanlardan seçmek İslam'ın emirlerindendir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Ey iman edenler, size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yeyin, şayet sadece Allah'a ibadet ediyorsanız ona şükredin" (el-Bakara, 2/72).

Başka tür ayet-i kerimede de: "Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin, sınırı aşmayın. Çünkü Allah, sınırı aşanları sevmez. Allah'ın size verdiği rızıklardan helâl ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah'tan korkun" (el-Mâide, 5/87-88) buyurmuştur.

Besin maddelerinde iki türlü temizlik aranması gerektiğini yukarıdaki ayetler ortaya koymaktadır. Bunlar maddî ve manevî temizliktir. Maddî temizlikten maksat, yenilen şeylerin kirli olmamasıdır. Kirli olanlar temizlendikten sonra yenilebilir. İçeçeklein de pis olmamasına özen gösterilir. Kirli ve mikroplu besinlerin vücud için ne büyük tehlike teşkil ettiğini, pek çok hastalığın bu yolla vücuda girdiği bilinmektedir.

Yiyecek ve içeceklerde aranan ikinci temizlik, manevi temizliktir. Allah Teâlâ, helal olan şeyleri temiz, haram olan şeyleri pis saymıştır. Öyleyse, nasıl yıkamak, kaynatmak, pişirmek yolu ile yiyecek ve içeceklerde maddî yönden temizlenmeye çalışılıyorsa, helal olanlarını seçmek suretiyle, de onlardaki manevî temizliğe dikkat edilmesi gerekmektedir. İslâm içki ve domuz etini haram oldukları için pis saydığı gibi aynı şekilde, hırsızlıkla veya haksız kazanç yoluyla elde edilen yiyecek ve içecekleri de pis kabul etmiştir.

Yiyeceklerde olduğu kadar giyeceklerde de temizliğe dikkat edilmelidir. Vücud ne kadar temiz tutulursa tutulsun, elbiseler temiz olmazsa, bu temizliğin bir kıymeti kalmaz. Allah Teâlâ'nın Peygamber (s.a.s)'e ilk emirlerinden biri "Elbiseni de daima temiz tut” (el-Müddessir, 74/4) emridir. Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyuruyor:

"Ey Âdem oğulları! Size çirkin (avret) yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi daha hayırlıdır. İşte bunlar, Allah'ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar. "

"Ey Âdem oğullar! Her mescide gidişinizde, süslü, güzel elbiselerinizi giyin, yeyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”

"De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti? " De ki, "O dünya hayatında inananlarındır, kıyamet günü de yalnız onlarındır. " İşte biz, bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz" (el-A'raf, 6/31-32).

Ayetlerden de anlaşılacağı gibi, Allah Teâlâ örtünmek ve süslenmek için giyecekleri insanlara bir nimet olarak vermiştir. İsrafa ve gösterişe kaçmadan, temiz ve sade giyinmek her Müslümanın görevidir. Ayrıca Peygamberimiz, giyim kuşamı ile başkalarına karşı böbürlenenlerin Allah'ın rahmetinden uzaklaşacaklarını haber vermiştir (Müslim, Libas, 42-80).

Şu halde Müslüman, giyiminde temiz ve derli toplu olmaya çalışmalıdır. Pis ve pejmürde bir kıyafet yalnız giyinen için değil, çevresindekileri de rahatsız eder. Peygamber (s.a.s)'in her konuda olduğu gibi, üst-baş ve giyim kuşam konusunda da, temizliği ve derli toplu olmasıyla, Müslümanlara örnektir.

c- Çevre temizliği:

Müslüman, yediği, içtiği ve giyindikleri kadar içinde yaşadığı çevrenin de temiz olmasına dikkat eder. Bu önemli bir ahlakî sorumluluktur. Başta evler olmak üzere, sokaklar, mahalleler, köy ve kasabalar mutlaka temiz tutulmalıdır. Eğitim kurumları, fabrikalar, dükkanlar, camiler temiz tutulmalıdır .

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İbrahim ve İsmail'e: ”Tavaf edenler, orada ibadet amacıyla oturanlar, rüku ve secde edenler için Evimi (Kabe'yi) temizleyin!" diye emretmiştik" (el-Bakara, 2/135).

"Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri ve pisliklerden temizlenenleri sever" (el-Bakara, 2/222). Çevre temizliği sadece kişileri ilgilendirmez, toplumsal bir konudur. Burada fertlerin karşılıklı hak ve görevleri söz konusudur. Meselâ; yola çöp atan veya çekinmeden tükürüp geçen; dinlenmek için gittiği gezinti yerlerinde yeyip içtiklerinin artıklarını çevreye saçan; işyerinin etrafını artık maddelerle kirleten bir kişi, yalnız çevresini kirletmiş olmakla kalmaz, kirlettiği yerlerde yaşayan veya o yerlerden yararlanan insanlara karşı da haksızlık yapmış, terbiyesizlikte bulunmuş olur. Bunun için çevre temizliğini aynı zamanda toplumsal bir görev olarak değerlendirmek ve bu konuda çok titiz davranmak Müslümanlar için bir yükümlülüktür.

Resulullah (s.a.s): İnsanların çoğunun aldandığı (yani değerini bilmediği) iki nimet vardır: Sağlık ve boş vakit" (Buharî, Rikak, 1 ) buyurmuştur. Gerçekten de çoğu zaman insan ancak hastalandığında sağlığın kıymetini anlar. Buna meydan vermemek, sonunda pişman olmamak için hastalık gelmeden tedbirinin alınması gerekir. Sağlığın ilk şartı hastalıklara karşı en önemli tedbir olan temizliğe riayet etmektir.

Özetle Müslüman; üstü-başı, çevresi, yiyeceği ve giyeceği ile temiz, derli-toplu, intizamlı olmaya ve böylece Allah Teâla'nın rızasını kazanarak O'nun sevgili kulları arasına girmeye çalışır. Bu onun en önemli ahlakî görevidir. Bu görevini kesinlikle aksatmamalı ve dikkatli bir şekilde yerine getirmeye çalışmalıdır. (Ayrıca bk. "Abdest”, "Gusül”,"Taharet” mad.).

                                                             ALINTIDIR

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
glitter-graphics.com
« Önceki -

<%EntryTitle%>

<%EntryDate%>
Kategori: <%EntryCategory%>

<%EntryBody%>

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
<%EntryCommentCount%> yorum yazilmistir

<%CommentDate%> - <%CommentTitle%>

Yazan: <%CommentAuthor%> <%CommentAuthorIP%>
<%CommentBody%>
Bağlanti :: Düzenle :: Sil

« Önceki -
GÜLE GÜLE http//gnlsohbetleri.blogcu.com ZİYARETİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ"

http://gnlsohbetleri.blogcu.com